top of page

İdari Başvuruya Cevap Verilmemesi: Bildirim Yükümlülüğü, Bilgi Edinme ve Dilekçe Hakkı

29 Ağu
3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 15 saat önce

İdari başvurularda en sık karşılaşılan sorun olumsuz karar değil, kararın ilgiliye bildirilmemesidir. Başvuru hakkında olumsuz bir görüş veya karar oluştuğu hâlde bu sonuç başvurana yazılı olarak iletilmediğinde süreler işlemeye devam eder; başvuran ise durumu çoğu zaman gecikmeli olarak öğrenir. Bu yazıda idarenin bildirim yükümlülüğünün dayanağı, cevap verilmemesi hâlinde başvuranın kullanabileceği bilgi edinme ve dilekçe hakları ile bu hakların işyeri ruhsatı, tıbbi cihaz satış merkezi yetki belgesi ve ÜTS kayıt öncesi başvurulardaki uygulaması mevzuat metinleriyle açıklanmaktadır.

İçindekiler

İdarenin bildirim yükümlülüğü takdire bağlı bir uygulama değil, Anayasa'nın 40 ıncı maddesinden başlayan hukuki bir zorunluluktur.

Bildirim yükümlülüğü idareye aittir (Anayasa m.40/2)

Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası açıktır: Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Bir başvurunun olumsuz sonuçlanması hâlinde ne yapılacağını, 2009/15169 sayılı Kamu Hizmetlerinin Sunumunda Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik somutlaştırır:

"Başvurular hizmet standartlarında belirtilen süre içinde sonuçlandırılır. Başvuru sonucunun olumsuz olması durumunda ilgiliye gerekçesi bildirilir, varsa itiraz mercii ve süresi gösterilir." (m.12)

Buna göre olumsuz sonuç başvurana gerekçesiyle birlikte bildirilir ve itiraz yolu gösterilir; sonucun bildirilmeksizin bekletilmesi Yönetmelik'e aykırıdır. Aynı Yönetmelik sürecin diğer unsurlarını da düzenler: düzenlemeler beyanı esas alır, idarenin elinde bulunan belgeler başvurandan yeniden istenmez (m.8); ödenecek harç ve ücretler başvuru sırasında dayanağıyla birlikte bildirilir (m.10); idarelerin birbirinden belge talebi en geç beş gün, bilgi ve görüş talebi en geç on beş gün içinde karşılanır (m.11). Kurumlar arası bir yazının aylarca sonuçlanmaması mevzuatta öngörülen bir durum değildir.

Dijital sistem, bildirim yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz

E-belediye ve benzeri dijital başvuru sistemleri, doğru kullanıldığında süreci kolaylaştırır. Uygulamada ise başvuranın göremediği iç kategorilerin tutulduğu, olumsuz bir raporun dosyaya girdiği hâlde başvuran arayüzünde görünmediği, "tebligatlar" alanının boş kaldığı ve bildirim kanalları seçilmiş olmasına rağmen mesaj gönderilmediği görülmektedir; bu durumda belgenin "sisteme yüklendiği" ifade edilmektedir.

Bir belgenin idarenin iç sistemine yüklenmesi, ilgilisine bildirilmesi anlamına gelmez. Bildirim, muhatabın belgeye erişebildiği ve içeriğinden haberdar olduğu anda gerçekleşir. Elektronik sistem bu bildirimi kolaylaştırmak için vardır. Sistemde başvurana kapalı tutulan olumsuz bir görüş, hem Anayasa m.40/2'nin hem de yukarıda anılan m.12'nin ihlalidir ve bu durum sistem kayıtlarıyla tespit edilebilir.

Cevap verilmemesi hâlinde üç kanuni araç

Dilekçe hakkı (3071 sayılı Kanun): İdareye yapılan başvuruların sonucu en geç otuz gün içinde gerekçeli olarak bildirilir (m.7). Sonucun bildirilmeksizin bekletilmesi bu yükümlülüğü karşılamaz.

Bilgi edinme hakkı (4982 sayılı Kanun): Başvuranın kendi dosyasına ilişkin bilgi ve belgelerin (dosyaya giren kurum görüşleri ile kendisine gösterilmeyen tespit ve raporlar dâhil) birer örneğini istemesi kanuni bir haktır. Dosya içeriği bilinmeden savunma yapılamayacağından bu hak ayrıca düzenlenmiştir.

Zımni ret ve yargı yolu (2577 sayılı İYUK m.10): İdare altmış gün içinde cevap vermezse istek reddedilmiş sayılır ve dava yolu açılır. Cevap verilmemesi idareyi yargı denetiminden kurtarmaz; süresi belli bir zımni ret niteliği kazanır.

Başvuru ve şikâyet hakkının kullanılması

Uygulamada başvuranın şikâyet yollarına başvurmasının işlemleri zorlaştıracağı yönünde ifadelerle karşılaşıldığı görülmektedir. Bu yaklaşımın hukuk düzeninde karşılığı yoktur. Dilekçe ve şikâyet hakkı Anayasa'nın 74 üncü maddesiyle güvence altındadır; kamu görevlisinin görevi başvuranın işlemlerini kolaylaştırmaktır ve bir hakkın kullanılmasını caydırmaya yönelik davranış, görevin gereklerine aykırılık oluşturur (Türk Ceza Kanunu m.257). Böyle bir durumla karşılaşan başvuranın tarihi ve muhatabı kayıt altına alması önerilir. Şikâyet hakkı izne tabi değildir.

Başvurana cevap verilmediğinde izlenecek usul

Sürecin bütünüyle yazılı yürütülmesi ve her başvuruda kayıt numarası veya alındı belgesi alınması gerekir. Sonuç bildirilmiyorsa önce dosyanın bulunduğu birime, sonucun ve gecikme gerekçesinin yazılı olarak bildirilmesini talep eden bir dilekçe verilmeli; otuz günlük süre bu tarihten itibaren izlenmelidir. Dosyada başvurana gösterilmeyen belge bulunduğu düşünülüyorsa 4982 sayılı Kanun kapsamında örnekleri, belge ve tarih belirtilerek talep edilmelidir. Cevap verilmemesi hâlinde sırasıyla üst merci, CİMER ve altmışıncı günden sonra idari yargı yoluna başvurulabilir. Süreç boyunca üslubun ölçülü, taleplerin belgeye dayalı olması gerekir.

Mevzuat, başvuruların süresinde sonuçlandırılmaması hâlinde başvuranın kullanabileceği araçları açıkça belirlemiştir. Bu araçların usulüne uygun ve yazılı olarak kullanılması, sürecin sonuçlanmasında belirleyicidir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık değildir. Alıntılar 2009/15169 sayılı Kamu Hizmetlerinin Sunumunda Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik'ten; süre kuralları 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun ve 2577 sayılı İYUK'tan alınmıştır.

Serinin diğer yazıları

 
 

Tıbbi Cihaz ÜTS Kayıt Danışmanlığı — belge ön incelemesi ücretsizdir

ÜTS kayıt danışmanlığı teklifi alın

bottom of page
WhatsApp Hemen Ara